GastronomiKültürTarihAntep SavunmasıAtatürk ve GaziantepBlogHaritaBiz KimizİletişimGönüllü Ol

Antep Savunması, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından işgale uğrayan Ayıntap halkının, 1920-1921 yılları arasında yaklaşık on bir ay boyunca kendi imkânlarıyla verdiği destansı direniştir. Şehit Kâmil'in ateşlediği kıvılcımdan Şahin Bey'in Elmalı Köprüsü'ndeki şehadetine, Karayılan'ın direnişinden binlerce sivilin fedakârlığına uzanan bu mücadele, şehre "Gazi" unvanını kazandırmış ve Türk Kurtuluş Savaşı'nın güney cephesindeki en güçlü halk direnişlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

Bu sayfa, Antep Savunması'nın hikâyesini; öncüsü kahramanları, kuşatmanın seyri ve sonucuyla birlikte ele alır. Gaziantep'in binlerce yıllık tarihinin tamamını ise Gaziantep Tarihi sayfasında bulabilirsiniz.

Panorama 25 Aralık Müzesi'nde Antep Savunması'nı canlandıran panoramik savaş sahnesi
Panorama 25 Aralık Müzesi'nde Antep Savunması'nı canlandıran panoramik sahne.

İşgal ve Direnişin Doğuşu

Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Mütarekesi'nin ardından Antep, önce İngiliz, kısa süre sonra da Fransız kuvvetlerinin işgaline uğradı. İşgal güçlerinin yanında Ermeni lejyonerlerin de yer alması ve artan baskılar, halkın tepkisini giderek büyüttü. Şehirde direnişi örgütlemek için Gaziantep Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu; camiler, çarşılar ve mahalleler bir savunma ağına dönüştü.

Direnişin kıvılcımını ateşleyen olay, henüz işgalin ilk günlerinde, sıradan bir Antepli ailenin onurunu korumasıyla yaşandı.


Şehit Kâmil — Direnişin Kıvılcımı

Asıl adı Mehmet Kâmil olan ve fakir ama vatansever bir aileden gelen bu genç, 21 Ocak 1920'de, henüz on iki yaşlarındayken, annesiyle birlikte askerî fırının önünden geçerken sarhoş Fransız askerlerinin annesine sarkıntılık edip peçesini açmak istemesine karşı koydu. Yerden aldığı taşla askerlere saldıran Kâmil, annesini korumaya çalışırken süngülenerek şehit edildi. Bu olay, şehirde Fransızlara karşı yapılan ilk fiilî karşı koyuş ve Antep direnişini başlatan kıvılcım olarak anılır.

Halkın biriken öfkesini taşıran bu olayın ardından şehir günlerce dükkânlarını kapatarak yas tuttu; 22 Ocak'ta Kâmil için muazzam bir cenaze töreni düzenlendi. Fransız komutanlığı taziye ve özür dilese de, şehidin babası Ökkeş Ağa, teklif edilen yüz altın liralık tazminatı kabul etmedi. Onun cevabı, Antep'in onurunu tek cümlede özetler:

"Ben oğlumu para ile satmam, oğlum din ve millet yolunda öldü. Milletim sağ olsun, onun intikamını alacaktır."— Şehit Kâmil'in babası Ökkeş Ağa, teklif edilen tazminatı reddederken

Gaziantep, bu genç şehidin anısını yaşatmak için merkez ilçelerinden birine Şehitkamil adını vermiştir; adı bugün okullara, sokaklara ve kurumlara verilerek kuşaktan kuşağa aktarılır.

Gaziantep'te Şehit Kâmil Anıtı — annesini korurken şehit düşen Mehmet Kâmil'i betimleyen heykel
Şehit Kâmil Anıtı: annesini korurken şehit düşen Mehmet Kâmil.

Şahin Bey — "Buradan Antep'e Geçilmez"

Antep Savunması'nın en bilinen kahramanı, asıl adı Mehmed Said olan Şahin Bey'dir. Güney cephesinin komutanı olarak, Antep'i dış dünyaya ve takviye yollarına bağlayan Kilis istikametini tutmakla görevliydi. Amacı, Fransız birliklerinin şehre erzak ve cephane ulaştırmasını engellemekti.

28 Mart 1920'de, Kilis yolu üzerindeki Elmalı Köprüsü'nde, sayıca ve teçhizatça kat kat üstün bir kuvvete karşı son ana kadar çarpıştı ve burada şehit oldu. Düşmana geçit vermeme kararlılığıyla özdeşleşen Şahin Bey, Antep direnişinin sembol ismi hâline geldi; bugün Gaziantep'in merkez ilçelerinden biri onun adını taşır.

Gaziantep'te Şahin Bey Anıtı — Antep Savunması kahramanı Şahin Bey heykeli
Şahin Bey Anıtı: Elmalı Köprüsü direnişinin sembol ismi Şahin Bey'i betimleyen heykel.

Karayılan ve Halk Direnişi

Karayılan (kaynaklarda Molla Mehmed olarak da anılır), Antep Savunması'nın efsaneleşmiş halk kahramanlarındandır. Boyno oğlu Memik Ağa gibi yerel önderlerle birlikte, Antep-Maraş yolu çevresindeki Çatal Mazı ve Karabıyıklı baskınlarında işgal kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi; ele geçirdiği silah, cephane ve hayvanlarla, düzenli ordunun bulunmadığı bir ortamda halk direnişinin belkemiğini oluşturdu.

Karayılan — Antep Savunması'nın halk kahramanı
Halk direnişinin sembol ismi Karayılan.

24 Mayıs 1920'de, Sarımsaktepe'de düşmanın geride bıraktığı erzak arabalarını almaya çalışan birkaç Antepliye yardıma koşarken, kalbine isabet eden bir kurşunla şehit oldu. Cenazesi, hastane olarak kullanılan Şeyh Camii'nde gözyaşları arasında kılındı ve şehit düştüğü tepe onun adıyla anıldı.

Bir Kahramanın Bıraktıkları

Karayılan şehit olduğunda üzerinden çıkanlar, onun dünya malına değil yalnızca davasına bağlı sade hayatının resmidir: bir küçük Kuran-ı Kerim, dört gümüş mecidiye, üç el bombası, bir tabanca, iki fişek, bir kalem ve birkaç yaprak kâğıt.

Karayılan'ın gerçek kimliği üzerine tarihçiler arasında farklı görüşler bulunur; bu yönüyle hem tarihsel bir şahsiyet hem de Antep direnişinin kolektif cesaretini simgeleyen bir efsane olarak yaşamaya devam eder.


Özdemir Bey ve Cephe Komutanları

Antep Savunması yalnızca halkın kendiliğinden direnişi değil, aynı zamanda Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin desteklediği örgütlü bir mücadeleydi. Şehir savunmasının askerî örgütlenmesinde Kılıç Ali (Yüzbaşı Asaf Bey) ile sonradan komutayı devralan Şefik Özdemir Bey belirleyici rol oynadı; jandarma üsteğmeni Yusuf Rıza (Arslan Bey) gibi isimler de savunmada görev aldı. Şehir savaşının sevk ve idaresi için yedi mahalle cephesi (Tabakhane, Şeyh Cami, Mağarabaşı, Şehreküstü, Aydınbaba, Musullu ve Çınarlı Camii) oluşturuldu; şehir, her biri yüz kişilik kadrolara sahip yirmi yedi bölgeye ayrılarak adeta sokak sokak örgütlendi.

Fransızlar şehrin iki saat içinde teslim olmasını ve ağır bir tazminat ödemesini isteyince, cephe komutanı Özdemir Bey'in cevabı direnişin ruhunu ortaya koydu:

"Buraya hariçten gelmiş asker olmayıp vatanını müdafaa eden Antep'in öz evlatlarıdır. İsteklerinizde ısrar edecek olursanız, bizim için müdafaaya devam ile şerefli ölüme intizardan başka çare yoktur."— Özdemir Bey, Fransız teslim ültimatomuna cevabında

Bu direnişi asıl benzersiz kılan ise mücadelenin bütün bir halk tarafından verilmiş olmasıdır. Kuşatma altında kendi imkânlarıyla bir cephane (imalat-ı harbiye) atölyesi bile kuran şehirde; kadınlar cephane taşıdı, yaralılara baktı ve çoğu zaman erkeklerle omuz omuza siperde durdu, çocuklar haberleşmede görev aldı. İhtiyarından çocuğuna kadar herkes, kazma kürek gibi ellerindeki araçlarla cepheleri tahkim etti. Antep Savunması, bu yönüyle bir ordunun değil, kadını ve çocuğuyla topyekûn bir şehrin savunmasıydı.

Yokluğun İçinde Yaratıcılık

Antep, kuşatma altında kendi cephanesini üretti: Milis Teğmen Lohanlı Mustafa Nureddin'in kurduğu imalat-ı harbiye atölyesinin en usta eli Tüfekçi Yusuf Usta'ydı. Burada üretilen el bombaları ve özel imal zırh delici mermiler, Fransız tanklarını tuzağa düşürüp ilerleyemez hâle getirecek kadar etkiliydi. Mağarabaşı çarpışmasında keskin nişancı Zeynelabidin Efendi, bir cami minaresinden düşmanı pusuya düşürdü. Şehrin elindeki silah ise teslim ettiğinden çok fazlaydı; bir istihbarata göre Antep'te 26.000'e yakın silah vardı ve halk önemli bir kısmını bağ ve bahçelerine gizleyerek korumuştu.


Kuşatma, Açlık ve "Gazi" Unvanı

Nisan 1920'de yoğunlaşan çatışmalar, zamanla şehri kuşatan uzun ve yıpratıcı bir abluka hâline geldi. Yaklaşık on bir ay boyunca Antep, dış dünyayla bağı kesilmiş şekilde direndi; bu süreçte şehir 6.300'ü aşkın şehit verdi. Asıl çetin düşman ise zamanla açlık oldu: dışarıyla bağı kesilen şehirde un tükendi, halk acı badem çekirdeğinden ekmek yapmaya çalıştı, o da bitince fırınlar kapandı. Bir ara 25 bin nüfusa karşılık şehirde 25 kilo kadar yiyecek kalmıştı; halk son çağrısını posta güvercinleriyle dışarı ulaştırdı. O günlerin askerî iaşe (yiyecek) defterleri, çekilen çileyi yansıtan adıyla bugün "Açlığın Günlüğü" olarak anılır.

Kuşatma ve bombardıman altında harabeye dönen Antep sokakları
Kuşatma ve açlık günlerinde bombardımanla harabeye dönen Antep sokakları.

Kuşatmadaki bir Antepli subay, şehrin neden teslim olduğunu tek nefeste özetler:

"Bizi ne top mağlup etti, ne tüfek. Ne düşmanın kuvveti bizi kaçırdı, ne mühimmâtı. Ne tankı ve ne (de) tayyâresi. Bizi yalnız bir şey ezdi, bozdu, gözlerimizden kanlı yaşlar döktürerek yurdumuzdan çıkardı: O da: Açlık!"— Kuşatmadaki milis subayı Lohanlı Mustafa Nureddin

Fedakârlık son ana kadar sürdü: kuşatmayı yarıp dışarı çıkacak savaşçılara, kendi yiyeceklerini şehirde aç kalanlara bırakmaları söylendi — "Yiyeceklerinizi içeride kalanlara terk ediniz."

TBMM, bu eşsiz direnişi onurlandırmak için 6 Şubat 1921'de kabul ettiği 93 sayılı kanunla (Resmî Gazete'de 8 Şubat'ta yayımlanmıştır) şehre "Gazi" unvanını verdi; bu karar henüz kuşatma sürerken alınmıştı. Şehir nihayet 9 Şubat 1921'de, silah zoruyla değil; yalnızca tükenen erzak ve açlık yüzünden çarpışmaya ara vermek zorunda kaldı. Halkın direniş ruhu ise hiçbir zaman kırılmadı. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile Türkiye–Suriye sınırı çizildikten sonra Fransız ordusu şehri boşalttı; 25 Aralık 1921'de son Fransız askerinin çekilmesiyle Antep yeniden ana vatan toprağına kavuştu. O gün şehre giren askerî birlik, Anteplileri sevinç gözyaşları içinde buldu.

Antep böylece, halkının tamamı "Gazi" unvanıyla onurlandırılan ve adını bu unvanla taşıyan tek il olarak tarihe geçti. Bu mirasın izlerini bugün Panorama 25 Aralık Müzesi, Şahinbey Millî Mücadele Müzesi ve şehre hâkim tepedeki Gaziantep Kalesi ile içindeki Savunma Müzesi'nde görmek mümkündür.

Panorama 25 Aralık Müzesi'nde Elmalı Köprüsü çevresindeki çarpışmaları canlandıran panoramik tablo
Panorama 25 Aralık Müzesi: Elmalı Köprüsü çevresindeki çarpışmaları canlandıran panoramik tablo.

Atatürk ve Antep Savunması

Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele yıllarında Anteplilerin direnişini yakından izlemiş ve her fırsatta bu kahramanlığı övmüştür. 1933'teki Gaziantep ziyareti ve şehirle kurduğu özel bağ, bu sayfanın kapsamını aşan ayrı bir hikâyedir; ayrıntıları, Atatürk'ün Antep için söylediği sözler ve şehre fahri kaydı için Atatürk ve Gaziantep sayfamıza göz atabilirsiniz.


Antep Savunması Zaman Çizelgesi

17 Aralık 1918Antep'te İngiliz işgali başladı.
25 Ekim 1919İşgal Fransızlara devredildi.
21 Ocak 1920Şehit Kâmil olayı — şehirde ilk fiilî karşı koyuş.
28 Mart 1920Şahin Bey, Elmalı Köprüsü'nde şehit oldu.
1 Nisan 1920Şehir içi direniş ("ilk kurşun") başladı.
24 Mayıs 1920Karayılan, Sarımsaktepe'de şehit oldu.
11 Ağustos 1920Fransız teslim ültimatomu reddedildi.
6 Şubat 1921TBMM, 93 sayılı kanunla şehre "Gazi" unvanını verdi.
9 Şubat 1921Şehir, silahla değil açlık yüzünden çarpışmaya ara verdi.
25 Aralık 1921Son Fransız askeri çekildi — Antep'in kurtuluşu.


Kaynaklar

Sıkça Sorulan Sorular

Antep Savunması ne zaman ve neden oldu?

Birinci Dünya Savaşı sonrası Antep'in Fransız işgaline uğraması üzerine, halk 1920-1921 arasında yaklaşık on bir ay boyunca işgale karşı direndi. Bu direniş, Türk Kurtuluş Savaşı'nın güney cephesinin önemli bir parçasıdır.

Şehit Kâmil kimdir?

Asıl adı Mehmet Kâmil olan, 21 Ocak 1920'de henüz on iki yaşlarındayken annesini Fransız askerlerinin tacizinden korurken süngülenerek şehit edilen genç. Antep direnişinin kıvılcımı sayılır; adı Şehitkamil ilçesine verilmiştir.

Antep'te ilk kurşunu kim attı?

Antep'te şehir içi direnişin ilk kurşununu, 1 Nisan 1920'de patlak veren çatışmalar sırasında Tuz Hanı önünde Körükçüzâde Ahmed Efendi atmıştır; bu an, şehir içindeki silahlı direnişin fiilî başlangıcı sayılır. (Şehir dışında, Antep-Maraş yolunda çatışmalar Ocak 1920'den beri sürüyordu.)

Şahin Bey nasıl şehit oldu?

Asıl adı Mehmed Said olan Şahin Bey, güney cephe komutanıydı. 28 Mart 1920'de Kilis yolundaki Elmalı Köprüsü'nde, düşmana geçit vermemek için çarpışırken şehit olmuştur.

Antep Savunması'nda kaç şehit verildi?

Kaynaklara göre yaklaşık on bir aylık savunmada 6.300'ü aşkın şehit verilmiştir; bu fedakârlık nedeniyle şehir halkının tamamı "Gazi" unvanıyla onurlandırılmıştır.

Karayılan kimdir?

Antep-Maraş yolu çevresindeki direnişiyle tanınan, efsaneleşmiş bir halk kahramanıdır. Gerçek kimliği üzerine tarihçiler arasında farklı görüşler bulunur.

Antep silah zoruyla mı düştü?

Hayır. Antep yaklaşık on bir ay direndi ve silahla yenilmedi; 9 Şubat 1921'de yalnızca erzakın tükenmesi ve açlık yüzünden çarpışmaya ara vermek zorunda kaldı.

Antep ne zaman kurtuldu?

20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması'nın ardından son Fransız askerleri 25 Aralık 1921'de şehri terk etti; bu tarih Antep'in kurtuluş günü olarak anılır ve "Panorama 25 Aralık Müzesi" adını bu günden alır.