Zeugma Antik Kenti, Fırat Nehri kıyısında, bugünkü Gaziantep ilinin Nizip ilçesine bağlı Belkıs köyünde yer alan bir Helenistik–Roma kentidir. Yaklaşık MÖ 300'de I. Seleukos Nikator tarafından nehrin iki yakasına kurulan ikiz yerleşimden doğmuş, Roma döneminde Fırat'ın başlıca geçidini koruyan bir sınır ve garnizon kenti olarak parlamıştır. Adını, nehri aşan tekne köprüsünden alan kent, bugün hem açık hava arkeolojik alanı hem de Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan bir miras olarak tanınır.
Kentin görkemli taban mozaikleri ve bronz eserleri ise sahada değil, Gaziantep şehir merkezindeki Zeugma Mozaik Müzesi'nde korunup sergilenir. Bu sayfa kentin kendisini — kuruluşunu, tarihini, yıkılışını ve yeniden keşfini — ele alır; taşınabilir buluntular için müze sayfası tamamlayıcı bir duraktır.
Kuruluşu ve Kökeni
Zeugma'nın kökeni, Büyük İskender'in ardıllarından (Diadokhlar) biri ve Seleukos İmparatorluğu'nun kurucusu olan I. Seleukos Nikator'a (hükümdarlık dönemi MÖ 312/305–281) uzanır. Seleukos, yaklaşık MÖ 300'de Fırat Nehri'nin iki yakasına ikiz bir kent kurdu. Nehrin batı (sağ) yakasındaki yerleşime, kendi adından gelen Seleukeia adını verdi; bilimsel literatürde diğer Seleukeialardan ayırmak için bu kent "Fırat üzerindeki Seleukeia" ya da "Zeugma'daki Seleukeia" olarak anılır.
Nehrin karşı kıyısında, doğu (sol) yakada ise Apameia kuruldu; iki kent nehir üzerinden birbirine bağlıydı. Apameia adını, Seleukos'un İranlı/Sogd kökenli eşi Apama'dan alır. Zaman içinde "Zeugma" adı birleşik ikiz kent alanını (Seleukeia ve Apameia) ifade eder oldu ve büyük ölçüde özgün "Seleukeia" adının yerini aldı; bugün "Zeugma" çoğunlukla batı yakadaki Seleukeia yerleşimini anlatmak için kullanılır. Kent, antik Kommagene bölgesinde, bugünkü Gaziantep ili sınırları içinde yer alır.
Adının Anlamı ve Fırat Geçidi
"Zeugma" adı, Yunanca ζεῦγμα kelimesinden gelir ve "köprü", "geçit" ya da "tekne köprüsü" anlamı taşır. Ad, Seleukos'un Fırat üzerinde kurdurduğu, pontonlardan oluşan tekne köprüsünden türemiştir. Bu geçit sıradan bir köprü değildi: yüzlerce kilometre boyunca nehrin az sayıdaki — kimi zaman tek — kalıcı geçiş noktalarından biriydi ve kentin bütün stratejik önemini bu konumdan alıyordu.
Sözcüğün kökeni daha derine iner. ζεῦγμα kelime anlamıyla "boyunduruğa vurma", "birleştirme" ya da "bağ" demektir; "birleştirmek, boyunduruğa koymak" anlamındaki ζεύγνυμι fiilinden ve "boyunduruk" anlamındaki ζεῦγος kökünden gelir; nihai olarak da Proto-Hint-Avrupa *yeug- ("birleştirmek") köküne dayanır. "Tekne köprüsü" anlamı bu birleştirme fikrinden doğan ikincil bir kullanımdır. Başka bir deyişle kentin adı, hem iki kıyıyı hem de iki kıtanın ticaret yollarını birbirine bağlama işlevini doğrudan yansıtır.
Roma Altın Çağı: Legio IV Scythica ve İpek Yolu
Bölge MÖ 64'te Roma'nın etki alanına girdi: Büyük Pompeius, Seleukos İmparatorluğu'nun çöküşü ve Pontus Kralı VI. Mithridates'e karşı yürüttüğü sefer sırasında bölgeyi fethetti. Ne var ki Zeugma bu tarihte doğrudan Suriye eyaletine katılmadı; Strabon'un kaydettiğine göre Pompeius kenti, Roma'nın müttefiki Kommagene Krallığı'na (Kral I. Antiokhos Theos) verdi. MÖ 64, Roma egemenliğinin başlangıcına işaret eder; doğrudan eyalet yönetimi ise daha sonra gelecektir.
Kentin Suriye eyaletine kalıcı ilhakı MS 72'de, İmparator Vespasianus döneminde gerçekleşti: Suriye valisi Lucius Caesennius Paetus, Kommagene Kralı IV. Antiokhos'u Partlarla işbirliğiyle suçlamıştı. (Kommagene daha önce, MS 17'de Tiberius döneminde bir kez kısa süreliğine ilhak edilmiş, ardından yeniden krallık olarak geri verilmişti.)
Sınırın Bekçisi: Legio IV Scythica
Zeugma'nın Roma dönemindeki kimliğini belirleyen unsur, kentte konuşlanan lejyondu. Legio IV Scythica (4. İskit Lejyonu), yaklaşık MÖ 42'de triumvir Marcus Antonius tarafından bir Part seferi için kurulmuştu. Lejyon, MS 66 dolayında Zeugma'nın asıl ve kalıcı garnizonu oldu ve 3. yüzyıla kadar burada kaldı. Roma ile Part imparatorlukları arasındaki sınırda konumlandığı için iki devlet arasındaki neredeyse bütün savaşlara katıldı: Traianus'un seferi (MS 114–117) ve Part başkenti Ktesiphon'un yağmalanmasıyla sonuçlanan Lucius Verus'un seferi (MS 161–166) bunların başında gelir.
Kentin stratejik değeri tek bir cümlede özetlenebilir: Zeugma, Fırat'ın başlıca antik geçidini ve yüzlerce kilometre boyunca nehir üzerindeki tek kalıcı köprüyü koruyordu. Bu konum, kenti hem Roma ile Part imparatorlukları arasındaki doğu sınır bağlantısı, hem de Antakya'dan doğuya İran'a uzanan — yaygın olarak İpek Yolu'nun bir parçası sayılan — ticaret yolunun üzerinde önemli bir kavşak yaptı. Oxford Archaeology'ye göre ikiz kentler yaklaşık 200 yıl boyunca Roma ve Part imparatorlukları arasında hayati bir ticaret bağlantısı oluşturdu.
Sasani Yıkımı ve Çöküş
Zeugma'nın görkemli çağı, 3. yüzyıl ortasında ani bir biçimde sona erdi. Kent, Sasani Hükümdarı I. Şapur tarafından yağmalanıp yakıldı. Olayın bağlamı şuydu: Şapur, Fırat kıyısındaki Barbalissos Muharebesi'nde 60.000 kişilik bir Roma ordusunu yok etmişti. Bu zaferin ardından kuvvetlerini bölerek Rafanea ve Zeugma lejyon üslerini etkisiz hâle getirdi, sonra Antakya'yı ele geçirdi. Sefer ve tahribat, başlıca Şapur'un Nakş-ı Rüstem'deki kendi yazıtında (Res Gestae Divi Saporis) belgelenir; bu yazıt Suriye eyaletinin yağmalanmasını ve fethedilen kentleri kaydeder — yazıtta iki ayrı sefer dökümü olarak 37 kent (Zeugma da bunların arasındadır) ve 36 kent sayılır. Yağmanın kesin yılı kaynaklar arasında tartışmalıdır; arkeolojik kanıtlara dayanan en olası aralık MS 252/253'tür. Bu tarihlemenin dayanağı, yıkım tabakasının içinde mühürlenmiş en geç sikkelerin MS 252–253 tarihli Trebonianus Gallus gümüş tetradrahmileri olmasıdır; bu sikkeler tahribat tabakası için bir tarih sınırı verir. (Sahanın bütününde daha geç dönem sikkeleri de bulunur; bunlar yıkımdan sonraki yeniden iskâna aittir.)
Sahanın en çarpıcı yönlerinden biri, halkın yağmadan önce uyarıldığını ve kentin büyük ölçüde boşaltıldığını gösteren bulgulardır. Sokak çatışmasına dair bir iz yoktur; buna karşılık sakinler, güvenlik için sakladıkları eşyaları geri alamadan ayrılmıştır. Bir döşeme altına gizlenmiş bronz sikke definesi ve kenara konulmuş gerçek boyutta bir bronz Mars heykeli bunun en somut örnekleridir. Yanmış ve terk edilmiş konutların olduğu gibi korunması nedeniyle arkeologlar Zeugma'yı, 3. yüzyıl ortasındaki gündelik yaşamın bir anlık görüntüsünü dondurması bakımından Pompeii'ye benzetir.
Kent bu yıkımdan sonra eski refahına bir daha kavuşamadı. Kısmen yeniden iskân edilip onarılsa da (geç Roma ve erken Bizans yerleşimine ait izler vardır), 3. yüzyıldan itibaren gerilemesi; değişen ticaret yolları, azalan Roma sınır yatırımı ve küçük çaplı akınlarla derinleşti. Bununla birlikte, Şapur'un seferinden sonra diğer Suriye kentlerinin hızlı toparlanması, bazı araştırmacıların edebi kaynakların tahribat ölçeğini abartmış olabileceğini öne sürmesine yol açmıştır; dolayısıyla çöküşün ani bir yıkım mı yoksa kademeli bir gerileme mi olduğu hâlâ tartışılan bir konudur.
Yeniden Keşif: Birecik Barajı ve Kurtarma Kazıları
Zeugma'nın 20. yüzyıl sonundaki öyküsü, bir kurtarma yarışına dönüştü. Türk hükümeti, Fırat üzerinde inşa edilecek Birecik Barajı'nı 1980'de duyurdu. Barajın suları, kentin önemli bir bölümünü sular altında bırakacaktı. Sahanın su altında kalması 2000 yılında gerçekleşti; su iki aşamada yükseldi: alt teras olan Alan A yaklaşık Haziran–Temmuz 2000'de, Alan B ise Ekim 2000'de su altında kalacak biçimde planlandı. Sular altı ay boyunca günde ortalama yaklaşık 10 santimetre yükseldi. Birden çok bağımsız kaynak, sonuçta antik kentin yaklaşık üçte birinin (yaklaşık %30) su altında kaldığı — yani kabaca üçte ikisinin su üstünde kaldığı — konusunda birleşir; ikiz kent Apameia'nın bulunduğu doğu yaka tümüyle sular altında kalmıştır.
Bilimsel çalışmalar aslında daha önce, 1992'de Gaziantep Müze Müdürlüğü yönetiminde başlamıştı; 1995/1996'dan 1999'a kadar bir Fransız ekip de kazılara katıldı. Asıl dramatik aşama ise Haziran–Ekim 2000 arasındaki acil kurtarma kazısı oldu.
Amerikalı hayırsever David W. Packard ve Packard Humanities Institute, The New York Times'ta tehdit altındaki sahayı okuduktan sonra yaklaşık 5 milyon ABD doları bağışladı. Saha çalışmasını İngiliz firma Oxford Archaeology (Oxford Archaeological Unit) yürüttü; saha direktörlüğünü Robert Earley üstlendi ve birkaç hafta içinde 100 arkeolog sahaya çıktı. Operasyonu T.C. Kültür Bakanlığı ile Gaziantep Müze Müdürlüğü koordine etti; Türk, Fransız, Amerikan, Avustralyalı, Avusturyalı ve İngiliz uzmanlardan oluşan çok uluslu ekipler çalıştı. Mozaiklerin konservasyonunu ise İtalyan Centro di Conservazione Archeologica (CCA) üstlendi.
Kurtarma kazılarının dışında, su altında kalmayan kesimdeki sistematik kazılar 2005'ten itibaren Prof. Dr. Kutalmış Görkay (Ankara Üniversitesi, Klasik Arkeoloji) yönetiminde sürdürülmektedir. Bu süreçte yerinden sökülerek kurtarılan başyapıtlar — taban mozaikleri ve bronz Mars heykeli dahil — Gaziantep'teki müzeye taşınmıştır.
Sahadan çıkan taşınabilir buluntular önce Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde saklanmış ve sergilenmiş, ardından özel olarak inşa edilen Zeugma Mozaik Müzesi'ne aktarılmıştır. Roma öncesi dönemler ve daha geniş bölge tarihi için Gaziantep Arkeoloji Müzesi tamamlayıcı bir duraktır.
Bugün Antik Kent ve UNESCO Geçici Listesi
Sahada bugün hâlâ görülebilenlerin başında, baraj sularının üzerinde yükselmeye devam eden akropol tepesi gelir; tepede dağınık taşlar ve bazı sütunlar seçilir. Yamaçta korunan Roma villaları — örneğin Dionysos ve Danae evleri — üzeri kapalı, metal bir yürüyüş yolundan gezilebilir; bazı odalarda yerinde (in-situ) korunmuş fresk ve mozaik parçaları görülebilir.
UNESCO Geçici Liste belgelerinde sayılan bilinen ve korunan ögeler arasında Helenistik Agora, Roma Agorası, iki kutsal alan, stadyum, tiyatro, iki hamam, Roma lejyon üssü ve idari yapılar, konut mahalleleri, Helenistik ve Roma kent surları ile Doğu, Güney ve Batı nekropolleri yer alır. Ancak şunu vurgulamak gerekir: kentin görkemli mozaiklerinin çoğu sahada değil, Gaziantep merkezindeki Zeugma Mozaik Müzesi'ndedir (saha şehre yaklaşık bir saat uzaklıktadır). Büyük kısmı su altında kalan açık hava alanı buluntu yeridir; taşınabilir mozaik ve freskler şehirdeki müzede korunup sergilenir.
"Zeugma Arkeolojik Sahası", Türkiye tarafından 2012'de sunularak UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklenmiştir; UNESCO referans numarası 5726'dır. Sahanın bu listede yer alması, kalıcı/tescilli bir Dünya Mirası statüsü taşıdığı anlamına gelmez; Geçici Liste, ileride resmî adaylık için aday gösterilen alanların ön envanteridir. Başvuru, Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Belkıs köyü konumuyla Türkiye Daimi Temsilciliği aracılığıyla yapılmıştır.
Zeugma'nın içinde bulunduğu Helenistik ve Roma çağının şehir tarihindeki yerini daha geniş bir çerçevede izlemek için Gaziantep Tarihi sayfasına; bölgenin diğer antik yerleşimleri için ise Karkamış ve Dülük Antik Kenti sayfalarına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Zeugma Antik Kenti nerede ve kim tarafından kuruldu?
Zeugma, Gaziantep ili Nizip ilçesine bağlı Belkıs köyünde, Fırat Nehri kıyısında yer alır. Yaklaşık MÖ 300'de, Seleukos İmparatorluğu'nun kurucusu I. Seleukos Nikator tarafından nehrin iki yakasına kurulmuştur; batı yakadaki kente Seleukeia, doğu yakadakine Apameia adı verilmiştir.
"Zeugma" adı ne anlama gelir?
Adı, Yunanca "köprü", "geçit" ya da "tekne köprüsü" anlamındaki ζεῦγμα kelimesinden gelir. Seleukos'un Fırat üzerinde kurdurduğu, pontonlardan oluşan tekne köprüsüne işaret eder; bu geçit, nehrin yüzlerce kilometre boyunca az sayıdaki kalıcı geçiş noktalarından biriydi.
Zeugma neden stratejik açıdan önemliydi?
Kent, Fırat'ın başlıca antik geçidini ve nehir üzerindeki tek kalıcı köprüyü koruyordu. Roma ile Part imparatorlukları arasındaki doğu sınır bağlantısı üzerinde ve Antakya'dan İran'a uzanan ticaret yolunda yer aldığı için Roma döneminde Legio IV Scythica'nın üssü olan bir garnizon kenti oldu.
Zeugma'yı kim yıktı?
Kent, 3. yüzyıl ortasında Sasani Hükümdarı I. Şapur tarafından yağmalanıp yakıldı (en olası tarih MS 252/253). Şapur, Barbalissos Muharebesi'ndeki zaferinin ardından Zeugma lejyon üssünü etkisiz hâle getirdi. Arkeolojik bulgular halkın yağmadan önce kenti büyük ölçüde boşalttığını gösterir; bu nedenle saha sıkça Pompeii'ye benzetilir.
Zeugma neden sular altında kaldı?
Fırat üzerinde 1980'de duyurulan Birecik Barajı'nın suları, 2000 yılında yükselerek kentin önemli bir bölümünü sular altında bıraktı. Birden çok kaynağa göre antik kentin yaklaşık üçte biri (yaklaşık %30) su altında kalmış — yani kabaca üçte ikisi su üstünde kalmış —, doğu yakadaki ikiz kent Apameia ise tümüyle sular altında kalmıştır.
Zeugma'nın mozaiklerini nerede görebilirim?
Kentin ünlü taban mozaikleri ve bronz Mars heykeli sahada değil, Gaziantep şehir merkezindeki Zeugma Mozaik Müzesi'nde sergilenir. Açık hava arkeolojik alanı buluntu yeridir; taşınabilir eserler kurtarma kazılarıyla sökülerek müzeye taşınmıştır.