Karkamış (antik adıyla Carchemish), Fırat Nehri'nin batı kıyısında, bugünkü Türkiye–Suriye sınırı üzerinde, Gaziantep'in Karkamış ilçesinde yer alan kadim bir kenttir. Hitit İmparatorluğu çağında kralın hanedanından bir prensin yönettiği önemli bir merkez; imparatorluğun çöküşünden sonra ise Geç Hitit (Neo-Hitit) döneminin en güçlü kent-krallıklarından biri olmuştur. Fırat'ın stratejik bir geçidini denetleyen kent, MÖ 717'de Asur kralı II. Sargon tarafından ele geçirilip Asur eyaletine dönüştürülene kadar bağımsızlığını korumuştur.
Karkamış, bugün hem Türkiye'nin güneydoğu sınırındaki bir arkeolojik alan hem de Geç Hitit sanatının ve hiyeroglif Luvice yazıtlarının en zengin merkezlerinden biri olarak tanınır. Bu sayfa kentin kendisini — Hitit çağındaki konumunu, Geç Hitit krallarını, Asur ilhakını ve modern kazı tarihçesini — ele alır.
Konumu ve Adı
Karkamış, Kuzey Suriye ile Kuzey Mezopotamya arasında, Toroslar'ın güneyinde, Fırat'ın sığ bir geçidinde kurulu coğrafi bir kavşakta yer alır. Saha bugün Türkiye–Suriye sınırı tarafından ikiye bölünmüştür: kentin önemli bir bölümü Gaziantep'in Karkamış ilçesi içinde, Türkiye toprağında kalır; geri kalanı ise sınırın güneyinde, Suriye tarafındadır. Kent, Gaziantep şehir merkezinin yaklaşık 60 kilometre güneydoğusunda bulunur.
Bu konum, kentin bütün tarihini belirledi. Fırat'ın kolayca geçilebildiği az sayıdaki noktadan birini denetleyen Karkamış, kuzey–güney ve doğu–batı ticaret yollarının kesiştiği bir kavşak oldu. Aynı stratejik mantık, yüzyıllar sonra Fırat'ın bir başka geçidinde kurulan Zeugma Antik Kenti'nde de kendini gösterir; nehir, bölgenin antik kentlerini birbirine bağlayan ortak bir eksendir.
Hitit İmparatorluğu Döneminde Karkamış
Karkamış'ın yükselişi, Tunç Çağı'nda Hitit İmparatorluğu dönemine uzanır. Büyük Hitit kralı I. Şuppiluliuma, MÖ 14. yüzyılda bölgeyi imparatorluğa kattığında, kenti doğrudan kendi hanedanına bağladı: oğlu Piyassili (Šarri-Kušuh olarak da bilinir) Karkamış kralı olarak atandı (atama yaklaşık MÖ 1315 dolaylarına tarihlendirilir). Böylece Karkamış, Hitit hanedanından bir kralın yönettiği, imparatorluğun Suriye'deki çıkarlarını gözeten bir taşra başkenti hâline geldi.
Bu konum, kente sıradan bir vassal kentinden çok daha büyük bir ağırlık kazandırdı. Karkamış kralları, Hitit dünyasının güney kanadında âdeta bir genel valilik (vekâlet krallığı) yürüttü ve bölgedeki diğer kentler üzerinde söz sahibi oldu. İşte tam da bu köklü konum sayesinde Karkamış, imparatorluğun yıkılışından sonra bile ayakta kalabildi.
Geç Hitit Krallığı: Bir Mirasın Sürmesi
Hitit Devleti'nin MÖ yaklaşık 1180'de çöküşü, Anadolu'nun büyük bölümünde merkezî düzeni dağıttı. Ancak Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de Hitit kültürünü sürdüren bir dizi Geç Hitit (Neo-Hitit) kent-krallığı ortaya çıktı; bunlar Luvi dilini ve hiyeroglif yazıyı yaşatan, Hitit geleneğinin mirasçılarıydı. Karkamış, bu kent-krallıkları arasında Hitit Devleti'nden bakiye kalan en önemli idari merkezlerden biri olarak öne çıktı.
Kentin Geç Hitit dönemindeki tarihi, büyük ölçüde kralların kendi diktirdiği hiyeroglif Luvice yazıtlar sayesinde aydınlanır. Bu yazıtlar, hükümdarların imar faaliyetlerini, askerî başarılarını ve siyasi olayları taşa kazıyarak bize ulaştırır.
Krallar: Katuwa, Yariri ve Kamani
Karkamış'ın bilinen Geç Hitit hükümdarları arasında üç ad özellikle öne çıkar:
- Katuwa — Yazıtlarında kendisini "Karkamış Ülke Beyi ve Suhi'nin oğlu Katuwa" olarak tanıtır. Metinleri bir iç isyandan ve kentin kurtuluşundan, fetihlerden ve bazı yapıların inşasından söz eder; saltanatı genel olarak MÖ 9. yüzyıla (kabaca MÖ 880 dolaylarına) tarihlendirilir.
- Yariri — Tahtın asıl vârisi Kamani henüz küçük olduğu için ona naiplik (vekillik) yapmıştır. Yariri'nin yazıtı, kentte yürüttüğü imar çalışmalarını ve kişisel becerilerini anlatır; yaklaşık MÖ 8. yüzyıl başına tarihlenir.
- Kamani — Yariri'nin naiplik yaptığı genç prens; sonradan kentin hükümdarı olmuştur.
Bu üç ad — Katuwa, Yariri ve Kamani — Karkamış'ın yalnızca bir kale değil, kuşaklar boyu süren bir hanedan ve kendi tarih yazımı olan gerçek bir krallık olduğunu gösterir.
'Uzun Duvar' ve Geç Hitit Kabartmaları
Karkamış'ı arkeoloji dünyasında ünlü kılan unsurların başında, kentin tören alanını süsleyen anıtsal kabartma dizileri gelir. Bunların en bilineni, kazıcıların İngilizce "Long Wall of Sculpture" (Kabartmalı Uzun Duvar) adını verdiği, bazalt ve kireçtaşı bloklar üzerine işlenmiş kabartma (ortostat) dizisidir. Sıra sıra dizilen bu bloklar; tanrı ve tanrıçaları, savaşçıları, törensel sahneleri ve mitolojik varlıkları betimler.
Bu kabartmalar, Geç Hitit sanatının karakteristik üslubunu — Hitit, Asur ve yerel Suriye geleneklerinin kaynaştığı bir görsel dili — en iyi temsil eden örnekler arasındadır. Kentin kapı ve duvarlarını süsleyen aslan ve sfenks figürleri, krallık törenlerini ve dinsel inançları taşa döken bu programın parçasıydı. Benzer bir kabartma geleneğini, bölgedeki Sakçagözü ve heykel atölyesiyle ünlü Yesemek Açık Hava Müzesi gibi diğer Geç Hitit merkezlerinde de izlemek mümkündür.
Asur İlhakı: MÖ 717 ve II. Sargon
Karkamış'ın bağımsız krallık dönemi, MÖ 8. yüzyılın sonunda Asur İmparatorluğu'nun yükselişiyle sona erdi. MÖ 717'de, Asur kralı II. Sargon kenti ele geçirdi. Asur kaynaklarına göre bu sırada kentin başında, hanedanın son hükümdarı olan Kral Pisiri bulunuyordu. Sargon, Pisiri'yi Asur'a karşı ittifak arayışıyla suçlamış ve bunu sefer için gerekçe saymıştı.
Fetihten sonra Karkamış, bir Asur eyaletine dönüştürüldü; kent, yüzyıllar boyunca koruduğu bağımsız siyasi kimliğini böylece yitirdi. II. Sargon'un MÖ 717 ilhakı, yalnızca bir kentin değil, Geç Hitit kent-krallıkları çağının da sonunun yaklaştığının işaretiydi.
Karkamış adı, çağlar sonra bir kez daha tarih sahnesine çıkar. MÖ 605'te kentin yakınında, Babil ordusu (Kral II. Nebukadnezar komutasında) ile Mısır Firavunu II. Neko'nun ordusu arasında Karkamış Muharebesi yaşandı. Bu çarpışma, Yakın Doğu'da güç dengesini Babil lehine çeviren dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir ve İncil/Tevrat metinlerinde de anılır.
Kazı Tarihçesi: British Museum'dan Türk–İtalyan Ekiplere
Karkamış'ın modern arkeoloji öyküsü 19. yüzyılda başlar. 1878–1881 yılları arasında, British Museum adına Konsolos Patrick Henderson tarafından ilk sondajlar yapıldı.
Asıl büyük kazılar ise 1911–1914 arasında, yine British Museum adına ve D. G. Hogarth'ın yönetiminde gerçekleştirildi. Bu kazılarda, sonradan ünlenecek isimler bir arada çalıştı: 1911'de Hogarth, R. Campbell Thompson ve genç T. E. Lawrence ("Arabistanlı Lawrence"); 1912'den 1914'e kadar ise C. Leonard Woolley ile T. E. Lawrence sahayı yönettiler. Kazılar, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1914'te kesintiye uğradı; son bir sezon 1920'de Leonard Woolley ile P. L. O. Guy tarafından yürütüldü.
Bu kazılar Asur ve Geç Hitit dönemlerine ait önemli kalıntıları — savunma yapılarını, tapınakları, sarayları ve üzerinde hiyeroglif Luvice yazıtlar bulunan çok sayıda bazalt heykel ve kabartmayı — gün ışığına çıkardı.
Günümüz Kazıları: Nicolò Marchetti
Uzun bir aradan sonra Karkamış'ta yeniden sistemli kazılar başladı. 2011'den bu yana Karkamış Höyük Kazıları, Bologna Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nicolò Marchetti başkanlığında, bir Türk–İtalyan ortak ekibi tarafından yürütülmektedir. Türkiye'den İstanbul Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi'nin de katkı verdiği bu çalışmalar, kentin Türkiye sınırları içinde kalan kesimini araştırmakta; Geç Hitit saray alanı gibi hassas yapıları korumaya yönelik düzenlemeler de bu kapsamda yapılmaktadır.
Eserler Bugün Nerede?
Karkamış'tan çıkan başlıca taşınabilir eserler — özellikle hiyeroglif Luvice yazıtlı kabartmalar ve heykeller — iki büyük koleksiyonda yer alır. British Museum kazıları döneminde çıkan buluntuların önemli bir bölümü Londra'daki British Museum'a; Türkiye'de kalan ve buraya taşınan eserler ise Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne ulaşmıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Geç Hitit kabartmalarının en kapsamlı sergilendiği yerlerden biridir.
Bölgenin arkeolojik mirasını daha yakından tanımak isteyenler için Gaziantep'teki müzeler de tamamlayıcı duraklardır: kentin antik dönem buluntuları için Gaziantep Arkeoloji Müzesi ve dünyaca ünlü mozaik koleksiyonuyla Zeugma Mozaik Müzesi öne çıkar. Karkamış'ın içinde bulunduğu Hitit ve Geç Hitit çağının bölge tarihindeki yerini daha geniş bir çerçevede izlemek için Gaziantep Tarihi sayfasına; bölgenin diğer kadim yerleşimleri için ise Antik Kentler kategorisi ile Tilmen Höyük ve Dülük (Doliche) Antik Kenti sayfalarına bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Karkamış Antik Kenti nerede yer alır?
Karkamış, Fırat Nehri'nin batı kıyısında, bugünkü Türkiye–Suriye sınırı üzerinde bulunur. Kentin önemli bir bölümü Gaziantep'in Karkamış ilçesi içinde, Türkiye toprağında kalır; geri kalanı sınırın güneyinde, Suriye tarafındadır. Saha, Gaziantep şehir merkezinin yaklaşık 60 kilometre güneydoğusundadır.
Karkamış neden önemli bir kentti?
Karkamış, Fırat'ın kolay geçilebildiği az sayıdaki noktadan birini denetleyen stratejik bir kavşaktı. Hitit İmparatorluğu döneminde kralın hanedanından bir prensin yönettiği önemli bir merkez, imparatorluğun çöküşünden sonra ise Geç Hitit (Neo-Hitit) kent-krallıklarının en güçlülerinden biri oldu.
Geç Hitit (Neo-Hitit) krallığı ne demektir?
Hitit Devleti'nin MÖ yaklaşık 1180'de çöküşünden sonra, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de Hitit kültürünü, Luvi dilini ve hiyeroglif yazıyı sürdüren bir dizi kent-krallığı ortaya çıktı. Bunlara Geç Hitit ya da Neo-Hitit krallıkları denir; Karkamış bunların en önemlilerinden biridir.
Karkamış'ı kim ve ne zaman ele geçirdi?
Kent, MÖ 717'de Asur kralı II. Sargon tarafından ele geçirildi. Asur kaynaklarına göre o sırada kentin hükümdarı, hanedanın son kralı Pisiri'ydi. Fetihten sonra Karkamış bir Asur eyaletine dönüştürüldü ve bağımsız siyasi kimliğini yitirdi.
Karkamış'ı kimler kazdı?
İlk sondajlar 1878–1881 arasında British Museum adına Konsolos Patrick Henderson tarafından yapıldı. Büyük kazılar 1911–1914 arasında D. G. Hogarth yönetiminde, Leonard Woolley ve T. E. Lawrence ("Arabistanlı Lawrence") gibi isimlerin katılımıyla gerçekleşti. 2011'den bu yana ise Prof. Dr. Nicolò Marchetti başkanlığında bir Türk–İtalyan ekibi kazıları sürdürmektedir.
Karkamış'tan çıkan eserler nerede sergileniyor?
Hiyeroglif Luvice yazıtlı kabartmalar ve heykeller başlıca iki yerde bulunur: Londra'daki British Museum ve Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi. British Museum kazıları döneminde çıkan buluntuların önemli bir kısmı Londra'ya, Türkiye'de kalanlar ise Ankara'daki müzeye ulaşmıştır.