GastronomiKültürTarihAntep SavunmasıAtatürk ve GaziantepBlogHaritaBiz KimizİletişimGönüllü Ol
Geç Hitit (Neo-Hitit) Dönemi · yaklaşık MÖ 730–700Kazılar: John Garstang, 1908 ve 1911
Sakçagözü höyüğünde açığa çıkarılan Geç Hitit saray kapısı: anıtsal taş aslan ve yanındaki kabartmalı ortostatlar, kazı döneminde yerinde görülüyor.

Sakçagözü, Gaziantep ilinin Nurdağı yöresinde, İslahiye ovasının kuzeye doğru uzanan kesiminde yer alan bir arkeolojik höyüktür. Asıl arkeolojik adıyla Coba Höyük olarak da bilinen yerleşim, Neolitik Çağ'dan Geç Hitit (Neo-Hitit) dönemine uzanan üst üste tabakalarıyla ve özellikle bir saray kapısını süsleyen Sakçagözü kabartmalarıyla ünlüdür. Aslan avı sahneleri, kapı aslanları, sfenksler ve kanatlı varlıkların betimlendiği bu ortostatlar, Anadolu'nun güneydoğusundaki Geç Hitit beyliklerinin saray sanatının en çarpıcı örnekleri arasında sayılır.

Bu sayfa höyüğün kendisini — konumunu, derin tabakalanmasını, Geç Hitit sarayını, ünlü kabartmalarını, kazı tarihini ve eserlerin bugün korundukları müzeleri — ele alır. Bölgenin Geç Hitit dünyasını birlikte oluşturan diğer yerleşimleri için Karkamış ve açık hava taş ocağı-atölyesi Yesemek tamamlayıcı duraklardır.


Nerede? İslahiye Ovasının Kuzeyinde Bir Höyük

Sakçagözü höyüğü, Gaziantep iline bağlı Nurdağı yöresinde, aynı adı taşıyan Sakçagözü köyünün yaklaşık üç kilometre kuzeybatısında yükselir. Coğrafi olarak, güneydeki İslahiye ovasının kuzeye doğru devam eden düzlüğünde yer alır; bu konum, höyüğü Amanos (Nur) Dağları ile iç bölgeler arasındaki doğal geçiş hattının üzerine oturtur.

Yerleşim, bilimsel literatürde birden çok adla anılır. Bunların başında höyüğün kendi adı olan Coba Höyük gelir; eski yayınlarda yerin adı Sakje Geuzi gibi farklı çevriyazılarla da kaydedilmiştir. Höyüğe adını veren yerleşim, kaynaklarda Keferdiz adıyla da anılır. Bu konum, höyüğü Gaziantep'in Geç Hitit çağı yerleşim ağının doğal bir parçası yapar; aynı ovanın güney ucunda yer alan Tilmen Höyük de bu bölgenin kadim yerleşimlerindendir.


Neolitik'ten Geç Hitit'e: Üst Üste Binyıllar

Sakçagözü'nü yalnızca bir Geç Hitit yerleşimi olarak görmek eksik olur; höyük, çok daha derin bir geçmişin üzerine kuruludur. Kazılar, yerleşimin MÖ 7. binyılın ikinci yarısından başlayarak MÖ 1. binyıla kadar uzanan kesintili bir iskân gördüğünü ortaya koymuştur. Bu uzun süre, höyükte üst üste yığılmış bir dizi kültür tabakası halinde okunabilir.

En alttaki tabakalar Geç Kalkolitik ve onu izleyen prehistorik kültürlere aittir; höyük bu evrelerde, Yakın Doğu'nun erken çiftçi toplumlarının izlerini taşır. Tabakalanma içinde, boyalı çanak çömleğiyle tanınan Halaf kültürü ile Ubeyd dönemi gibi Mezopotamya kökenli prehistorik kültür katmanları da belgelenmiştir. Bu erken evreler, höyüğü bölgenin tarih öncesi için de önemli bir referans noktası yapar.

İskânın bilinen son büyük doruğu ise höyüğün ününü borçlu olduğu evredir: Geç Hitit (Suriye-Hitit) dönemi. Höyüğün üst tabakalarında bu döneme ait surlar, bir saray yapısı ve bu yapıyı süsleyen taş kabartmalar açığa çıkarılmıştır. Geç Hitit evresinin ardından höyük, sınırlı ölçekte ve daha geç dönemlerde de iskân görmüştür.

Sakçagözü höyüğünde Geç Hitit sarayının açığa çıkarılan taş temelleri ve kazı kesiti
Geç Hitit sarayının kazılarla açığa çıkarılan taş temelleri ve sütun kaideleri; höyüğün üst tabakalarında, ovaya bakan kesitte yer alıyor.

Geç Hitit Sarayı ve "Bit Hilani" Mimarisi

Höyüğün üst tabakalarında ortaya çıkarılan en görkemli yapı, surlarla çevrili bir alanın içine kurulmuş saray kompleksidir. Bu saray, Geç Hitit ve Kuzey Suriye mimarisine özgü bit hilani tipinde inşa edilmiştir. Bit hilani, cepheye açılan sütunlu bir giriş revakıyla (portiko) tanınan, anıtsal bir saray-konut planıdır; girişten içeri bir merdivenle çıkılır ve revağın ardında geniş bir kabul salonu yer alır.

Sakçagözü sarayının asıl ayırt edici yönü, bu girişin heykel ve kabartmalarla bezenmiş olmasıdır. Kapı, gözcü gibi yanlara yerleştirilmiş anıtsal taş aslanlarla korunuyordu; yapının duvar eteklerini ise sıra sıra dizilmiş ortostatlar — yani üzerine kabartma işlenmiş, dik konumda yerleştirilen taş levhalar — kuşatıyordu. Böylece saraya yaklaşan bir ziyaretçi, adım adım ilerledikçe taş üzerine işlenmiş bir görüntü dizisiyle karşılaşıyordu.

Sarayın ve onu süsleyen kabartmaların tarihi, araştırmacılarca yaklaşık MÖ 730–700 aralığına, yani Geç Hitit beyliklerinin son evresine yerleştirilir. Bu, bölgenin yavaş yavaş Yeni Asur İmparatorluğu'nun siyasi etki alanına girdiği bir çağdır; Sakçagözü saray sanatı da Geç Hitit geleneği ile Asur etkilerinin iç içe geçtiği bu dönemin ürünüdür.


Sakçagözü Kabartmaları: Aslan Avı ve Kanatlı Varlıklar

Höyüğü dünya arkeoloji literatürüne taşıyan asıl unsur, saray kapısını süsleyen taş kabartma dizisidir. Sert bir taş olan bazalt üzerine işlenen bu ortostatlar, bir tören alayını ya da anlatı sahnesini andıracak biçimde, kapı çevresinde bir kompozisyon oluşturacak şekilde sıralanmıştı.

Kabartmaların en bilinen konusu bir aslan avı sahnesidir. Bunun yanında dizide, kapının iki yanını tutan aslan figürleri, melez/karışık bir yaratık olan sfenks ve mitolojik nitelikli kanatlı varlıklar (kanatlı koruyucu cinler / karışık varlıklar) yer alır. Bu repertuvar — koruyucu hayvan-insan melezleri ve kraliyet avı — Geç Hitit ve çağdaşı Asur saray sanatının ortak görsel diline aittir; saraya hem koruyucu bir kuşak örer hem de hükümdarın gücünü ve düzeni simgeler.

Sakçagözü kabartmaları, bu nedenle yalnızca yerel bir buluntu değil, Geç Hitit beyliklerinin saray ikonografisini anlamak için başvurulan temel örneklerden biridir. Benzer bir taş işçiliği geleneğinin "üretim" tarafını görmek için, bölgedeki açık hava heykel atölyesi Yesemek Açık Hava Müzesi bu kabartmaları tamamlayan bir bağlam sunar.

Sakçagözü saray kapısından kanatlı varlık betimli bazalt ortostat kabartması, müzede sergileniyor
Sakçagözü saray kapısını süsleyen bazalt ortostatlardan biri: kuş başlı, kanatlı melez varlık betimleyen kabartma, bugün müzede sergileniyor.

Keşif ve Kazılar: Garstang'dan Sonrakilere

Sakçagözü kabartmalarının bilim dünyasının dikkatine girmesi, sistematik kazılardan önceye uzanır. Höyükteki ortostatlar 19. yüzyılda fark edilmiş; aslan avı kabartmalarından biri, Carl Humann ve Felix von Luschan'ın 1883 yılında höyüğü ziyaretleri sırasında alınarak Berlin'e götürülmüştür. Bu kabartmalar, bugün Sakçagözü eserlerinin bir bölümünün neden Berlin'de bulunduğunu açıklar.

Höyükteki ilk sistematik kazıları İngiliz arkeolog John Garstang gerçekleştirmiştir. Garstang, sahada 1908 ve 1911 yıllarında çalışmış; bit hilani sarayının sütunlu girişini ve onu süsleyen heykel-kabartma dizisini bilim dünyasına bu kazılarla tanıtmıştır. Garstang'ın bu dönemdeki çalışmaları, henüz yeni anlaşılmaya başlanan Hitit ve Geç Hitit dünyasının erken keşfinde önemli bir yer tutar.

Garstang'dan sonra höyükte başka çalışmalar da yapılmıştır. 1939'da, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak verdiği sırada Türk makamlarınca saray cephesinin heykelli revağı yerinden kaldırılmış; 1949'da ise höyükte, Garstang'ın 1947'de kurduğu Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nün himayesinde John d'Arcy Waechter başkanlığında yeni bir kazı dönemi gerçekleştirilmiştir. Bu sonraki kazı kuşağıyla birlikte, höyüğün derin prehistorik tabakaları (Halaf ve Ubeyd gibi evreler dahil) daha ayrıntılı biçimde belgelenmiştir.

Kısaca Sakçagözü (Coba Höyük)

Konum: Gaziantep, Nurdağı yöresi; İslahiye ovasının kuzeyinde, Sakçagözü köyünün yaklaşık 3 km kuzeybatısında. Diğer adlar: Coba Höyük, Sakje Geuzi. İskân: MÖ 7. binyılın ikinci yarısından MÖ 1. binyıla (Geç Kalkolitik / Halaf / Ubeyd'den Geç Hitit'e). Öne çıkan buluntu: Bit hilani tipi Geç Hitit sarayı ve aslan avı, sfenks, aslan ile kanatlı varlık kabartmalı ortostatlar (yaklaşık MÖ 730–700). İlk sistematik kazı: John Garstang (1908 ve 1911).


Eserler Bugün Nerede?

Sakçagözü'nde açığa çıkarılan eserler, kazıların farklı dönemlerde ve farklı ekiplerce yapılmış olması nedeniyle birden çok müzeye dağılmıştır. Türkiye'de, höyüğün Geç Hitit eserlerinin büyük bölümü — 1939'da Ankara'ya taşınan buluntular dahil — başkent Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bulunur; bu müze, Anadolu'nun Hitit ve Geç Hitit dönemi taş eserleri açısından ülkenin başlıca koleksiyonlarından birine sahiptir. İstanbul'daki Eski Şark Eserleri Müzesi'nde de Sakçagözü kökenli eserler yer alır.

Yurt dışında ise, Humann ve von Luschan'ın 1883 yılında götürdüğü aslan avı kabartmasının da aralarında bulunduğu bir grup eser Berlin'deki Vorderasiatisches Museum (Ön Asya Müzesi) koleksiyonundadır. Böylece höyüğün ünlü kabartma dizisi bugün tek bir yerde değil; Ankara, İstanbul ve Berlin gibi farklı müzelerin salonlarına yayılmış durumdadır.

Gaziantep'in kendi arkeolojik mirasını ve bölgenin Geç Hitit çağını daha geniş bir çerçevede izlemek için Gaziantep Arkeoloji Müzesi ile şehrin antik dönem buluntularını sergileyen Zeugma Mozaik Müzesi başlıca duraklardır.


Sakçagözü'nü Bölgenin Antik Haritasında Konumlamak

Sakçagözü, tek başına bir buluntu yeri değil; Gaziantep ve çevresini bir uçtan bir uca dolduran kadim yerleşim ağının bir halkasıdır. Geç Hitit çağında bu bölge, kendi sarayları, surları ve taş sanatıyla öne çıkan beylikler dünyasıydı; Sakçagözü sarayı da bu dünyanın güçlü bir örneğidir.

Aynı çağı ve coğrafyayı paylaşan diğer merkezleri keşfetmek için Fırat kıyısındaki büyük başkent Karkamış, taş heykellerin yontulduğu Yesemek, antik bir kült ve yerleşim merkezi olan Dülük (Doliche) Antik Kenti ve Helenistik–Roma kenti Zeugma başlıca duraklardır. Bölgenin tüm kadim yerleşimlerine toplu bir bakış için Antik Kentler kategori sayfasına, şehrin uzun tarihsel çizgisi için ise Gaziantep Tarihi sayfasına göz atabilirsiniz.


Sıkça Sorulan Sorular

Sakçagözü (Coba Höyük) nerede yer alır?

Sakçagözü höyüğü, Gaziantep ilinin Nurdağı yöresinde, İslahiye ovasının kuzeye doğru uzanan kesiminde bulunur. Aynı adı taşıyan Sakçagözü köyünün yaklaşık üç kilometre kuzeybatısında yükselir ve arkeolojik literatürde Coba Höyük olarak da anılır.

Sakçagözü kabartmaları neyi betimler?

Höyükteki Geç Hitit sarayının kapısını süsleyen bazalt ortostatlar, başta bir aslan avı sahnesi olmak üzere; kapının iki yanını tutan aslanları, sfenksi ve mitolojik kanatlı varlıkları betimler. Bu sahneler, hükümdarın gücünü ve sarayın koruyucu düzenini simgeleyen, Geç Hitit saray sanatının tipik görsel repertuvarına aittir.

Sakçagözü'nü kim ve ne zaman kazdı?

Höyükteki ilk sistematik kazıları İngiliz arkeolog John Garstang, 1908 ve 1911 yıllarında gerçekleştirdi ve bit hilani tipi sarayı bilim dünyasına tanıttı. Daha önce, Carl Humann ve Felix von Luschan 1883 yılında bir aslan avı kabartmasını alıp Berlin'e götürmüştü; 1949'da ise höyük, Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nün desteğiyle yeniden kazıldı ve derin prehistorik tabakalar daha ayrıntılı belgelendi.

Höyük hangi dönemleri kapsar?

Sakçagözü, MÖ 7. binyılın ikinci yarısından MÖ 1. binyıla kadar uzanan kesintili bir iskân gördü. En alttaki tabakalar Geç Kalkolitik ve Halaf ile Ubeyd gibi prehistorik kültürlere; en bilinen üst tabakalar ise saray ve kabartmalarıyla Geç Hitit (Suriye-Hitit) dönemine aittir.

"Bit hilani" ne demektir?

Bit hilani, Geç Hitit ve Kuzey Suriye mimarisine özgü, cepheye açılan sütunlu bir giriş revakıyla tanınan anıtsal saray-konut planıdır. Sakçagözü sarayı bu tipte inşa edilmiş; girişi, anıtsal aslanlar ve kabartmalı ortostatlarla bezenmiştir.

Sakçagözü eserlerini bugün nerede görebilirim?

Eserler birden çok müzeye dağılmıştır. Türkiye'de Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile İstanbul'daki Eski Şark Eserleri Müzesi'nde Sakçagözü kökenli eserler bulunur. Humann ve von Luschan'ın 1883 yılında götürdüğü aslan avı kabartması ise Berlin'deki Vorderasiatisches Museum (Ön Asya Müzesi) koleksiyonundadır.